Baharın ve yazın gelişinin müjdeleyicisi.
Bugün hava çocukluğumda ki gibi haşhaşlı çörek kokuyor. Gözlerimi kapatıp kokuyu içime çekiyor ve çocukluğuma gidiyorum;
Rahmeti Rahmana kavuşan Annemi, Asiye yengeyi, Sevim Anneyi, Ferdane yengeyi, Cicianneyi, Emine yengeyi, Fadime yengeyi ve Nimet ablayı görüyorum. İmece usulü kimi su böreği açıyor, kimi zeytinyağlı yaprak sarıyor, saç üstü için haşhaşları odun ateşinde kavuruyor, sonra dibekte dövüyor ve leğen leğen hamurları mayalanıyor. Bahçeye ekilen maydanozlar, yeşil soğanlar koparılıp, yumurta piyazı için kümesten yumurtalar toplanıyor.
Biz çocuklar kendi aramızda harçlıklarımız birleştirip, top almak için Evliyanın İsmail’in dükkanına gidiyoruz. Rahmetli babamın salıncak kurmak ve ip atlamak için hazırladığı kalın urganlar ince sicimden ipler akşamdan poşetlere konuyor.
Sabah namazının hemen ardından oklava ile sofra tahtasının kucaklaşmasından çıkan sesler odayı dolduruyor. Tıkır tıkır hamurun üzerinde bir ileri bir geri gidip gelen oklavanın sesi, uyumakta olan biz çocukların üzerinde ninni etkisi bırakıyor.
Saç ile buluşan haşhaşlı hamurun rahiyası odaya yayılıp, uyumakta olan çocuklara doping etkisi yaparak ayağa kaldırıyor.
Seher vakti bahçede rahmetli anneciğimin sesi yankılanıyor;
Huuuu Asiye hatun, Sevim, kız Emine, Ferdane, Fadime yenge hazır mısınız?
Haydin vakitli gidelim Hacana da yer tutalım.
Evlerin kapıları birer birer açılıyor, açılan kapıların ardından neşeyle koşuşan çocuklar sokağa yayılıyor. Herkes de tatlı bir telaş, sabahın mahmurluğunda sokağa yayılan cıvıl cıvıl çocuk sesleri.
Malzemeler el arabalarına özenle yerleştirilip en altta kilimler serilip aralarına minderler konuluyor. Bebekler ve küçük çocuklar için yer hazırlanıyor.
Semaverler, tabaklar, çanaklar, içi dolu tencereler tepsi tepsi börekler özenle yerleştirilip yola revan olunuyor.
Yaklaşık iki ya da üç kilometre yolda eş dostlarda guruba ilave oluyor.
Biz çocuklar için yol uzadıkça uzuyor, git git bitmiyor.
Bir an önce gidip en güzel ağacını altını kapabilmek için adımlar daha da hızlanıyor.
Hacana; Gümüşhacıköy’ün bağları arasına gizlenmiş ceviz ağaçları salkım söğütler ve meyve ağaçları ile süslenmiş adeta saklı cennet.
Nihayet erken giden en güzel yeni kapıyor, ceviz ağacının serinliği ve gölgesi altına kilimler serilip üzerine minderler konuluyor.
Ceviz ağacının dallarına salıncak kuruluyor. Asiye yenge semaverin başına geçerek çay demleme işini üstleniyor. Sevim anne haşlanmış yumurtaları soymakla meşgul. Ferdane yenge Ocağı yakıp su böreklerini kızartıyor, Cici anne içlerinde en yaşlıları olduğundan oturduğu yerden komşu kadınlara talimatlar yağdırıyor. Ne de olsa İstanbul görmüş, mahallede sevilip sayılıyor.
İmece usulü herkes harıl harıl çalışıyor, gökyüzüne mis gibi kokular yayılıyor, semaverde yanan çıranın kokusuyla odun ateşinde pişen su böreğinin iştah açan kokusu dallara tünemiş kuşların bile iştahını açıyor.
Haşlanmış yumurtaların yeşil soğan ve maydanozla harmanlanıp kekik, karabiber, kırmızıbiber ile hemdem olması yumurta piyazını görsel bir şölene dönüşüyor.
Biz kızlar ip atlarken erkek çocuklar top oynayarak kahvaltı saatinin gelmesini bekliyordu. Topları yer sofrasına kaçan Murat, Aydın, Salih, Adnan Nimet ablanın ayağından çıkardığı terlikten nasibini alıyor.
Hacana Büyük abiler için kız tavlama yeriydi. En ücra köşeye çekilip annelerden gizli içtikleri sigaradan nefes çekip beğendikleri kızlara göz ucuyla bakıyorlardı.
Sokağımızın en büyük kızlarından biri olan rahmetli Vildan, ip atlarken bizleri sıraya koyuyor, Nahide, Nebiye, Ayla, Müşerref ve en arkalarında ben kahkahalar atarak ip atlıyorduk.
Neşeyle yapılan kahvaltının ardından öğle yemekleri de yeniyor, oyunlarımıza annelerde eşlik ediyordu.
İp atlamada hele de çift ip atlamada annemin eline kimse su dökemezdi. Uzun halat ikiye katlanarak sağ eldeki ip yukarda iken sol elde bulunan ip aşağıya iner, anneciğim iplerin arasında kalmadan üzerlerine basmadan bir sağa bir sola ayaklarını kaydırarak defalarca atlardı.
İpi çevirenler ve sırada bekleyenler kendilerine sıra gelmesi için anneciğimi güldürüp, dikkatini dağıtarak iplerin arasında kalmasının yollarını arardı.
Güneş batıp hava kararırken eşyalar toplanıp el arabasına yüklenir yorgun ama mutlu neşe içerisinde dönüş yoluna geçilirdi.
Gözlerimden yanaklarıma habersiz süzülen birkaç damla yaş beni daldığım derin hülyalardan çekip koparttı.
Bugün Hıdırellez Annesiz, komşu teyzesiz, can dostum arkadaşım Vildansız bir Hıdırellez.
Ölenlere rahmet kalanlara sağlık afiyet temennileri ile Hıdırellezimiz kutlu olsun.
İlkbaharın müjdecisi yazın habercisi Hıdırellezimiz kutlu olsun.
Selam ve dua ile.
Aynur YAVUZ

Yazıyı okuyunca Hey gidi günler heyyyyy!.. dedim ve ben de ruhun zaman ve mekan tanımadığını anladım. Oradaydım Hacıana da seni seyrediyordum canım sevdiğim her iki dünyada evdeşim.
Eline kalemine sağlık bizleri çocukluğumuza götürdün keşke bu günler geri getirebilsek şimdiki nesiller bu duygulardan eksik yaşıyorlar biz çok şanslıymışız
Kalemine yüreğine sağlık Aynur Abla cok guzel bir anlatim olmus
Okurken yaşadım o günleri. O kadar güzel hissettirdin ki. Kalemine sağlık Aynur ablacım…
Aynur. Bacım …Akıcı ve edebi bir makale,,,
Yüregine,kalemini saglik ,
O kadar güzel Tasvir etmisin ki,,
Kendini oyunun icinde buldum,;❤️
Daha önce hiç hıdrellez kutlamasına katilmamıştim ,yazın ile içinde buldum kendimi yüreğine sağlık Aynur Yavuz
Ben hiç hıdrellez kutlamasına şahit olmamıştım,artık bende yazi içerisinde yaşadım sağol aynur ablacim
Yureginize kalaminize saglik sayende çocukluğuma döndüm Aynurcum
Ahhh canım ablam keşke o günlere geri dönme şansımız olsa o kadar güzel kaleme dökmüşsün ki okurken çocukluğuma döndüm. Ellerine kalemine sağlık.
Harika bir anlatım,mükkemmel bir yazı stili…İster istemez ben de bu anlatım sayesinde çocukluğuma döndüm.Yüreğinize,kaleminize sağlık değerli hocam…Allah her daim yarsımımız olsun.
Çocukluğumu tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederim tasvirleriniz o kadar etkileyici ki kaleminize sağlık maşallah
Çok güzel yazmışsın anne kalemine sağlık. Bizi o günlere götürdün Allah razı olsun.