Uzun zamandır köşe yazılarıma yoğunluğum nedeni ile ara vermiştim. Ha bugün ha yarın derken zaman su gibi akıp geçip gidiyor. Hızla akıp giden zaman ile birlikte gündem de hızla değişiyor.
Bu son günlerde gündemi meşgul eden ve özellikle kasıtlı yapıldığına inandığım eş cinsel youtuber’ın hastane de sanki doğum yapmış gibi kafasına kırmızı kurdele takıp kucağına yeni doğmuş bebeği alarak sosyal medyada paylaşım yapması, sahilde umuma açık yerde iki gencin af buyurun hayvanlar gibi çiftleşmesi, Denizli’de üstsüz çıplak kadının markete girerek fütursuzca etrafın bakışlarına aldırış etmeden alışveriş yapması, okulda gençlerin Kur’an’ı Kerim Mealine tekme atması neler oluyor canım ülkemde! sorusunu akıllara getiriyor.
Havaların ısınması ile birlikte cadde ve sokaklarda, parklarda, alışveriş merkezlerinde toplu taşıtım araçlarında, sahil kenarlarında hülasa gözümüzün gördüğü her yerde giyinmiş çıplaklar o kadar arttı ki! Artık iç çamaşırı ile gezenleri yadırgamaz olduk.
Şimdi diyenler çıkacaktır elbet;
Milletin kıyafetinden sana ne?
Sen kendi işine bak!
Kendi işimize baka baka gelinen nokta bu maalesef.
Aile içerisinde evlatlarımızı yetiştirirken onlara edep, haya ve ahlaki manevi değerleri anlatmakta güçlük çekiyoruz.
Edep; utanma, çekinme, sıkılma, incelik iken şimdilerde bunun adına öz güven, kendini ifade ediş deniliyor.
Haya kelimesi de aynı edep gibi utanç ve sıkılmadır. Haya kelimesi dini anlamda Allah korkusu ile günahtan kaçınma hicap ve edep anlamına gelmektedir. Hal böyle olunca son birkaç yılda çıplaklığın son raddeye gelişi Allah (c.c) açıkça baş kaldırıştır isyandır.
Edep yerini edepsizlik almış, haya insan ruhunu terk etmiş.
Ar (utanma duygusu) yerini teşhirciliğe bırakmış.
Balkona çamaşır asarken bile iç çamaşırlarını en arka ipe asıp üzerine ince bez örten bir nesilken, birkaç yıldır maalesef iç çamaşırları ile sokaklarda caddelerde kalabalık ortamlarda bedenleri sergileyen bir millet haline gelindi.
Sadece gençler mi?
Soyunmayı medeniyet sanan yaşını başını almış hanımlarda bedenlerini açıkça teşhir etmeye başladılar. Löpür löpür taytlardan taşan etlerini marifetmiş gibi sallaya sallaya arzı endam edenlerin sayısı o kadar fazla ki!
Mehmet Akif’in dizeleri tamda bu günleri anlatıyor.
“His yok, hareket yok, acı yok….
Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana…
Sen böyle değildin”.
Teşhircilikte gelinen en son noktadayız. Altta kısacık şort, üstte büstiyer denilen sadece göğüsleri kapatan bir avuç bez parçası. Bir tık ötesi çıplaklık.
Kendini sanatçı diye tanımlayan, ses yoksunu biçarelerin sahne kıyafetlerini artık genç kızlarımız, kadınlarımız sokaklarda giyiyorlar tabi buna giyinmek deniyorsa. Moda tasarımcıları bile gelinen noktayı ağızları açık seyrediyor sanırım.
Yıllarca moda adı altında abuk sabuk sergiledikleri kıyafetlerin nasıl çığırından çıktığını metrelerce kumaştan dikilen absürt kıyafetlerin yerini iç çamaşırlarının almasına kendileri de hayret ediyordur.
Bekâretini kaybetme yaşı ortaokullara kadar inmiş, uyuşturucu yaşı on, on birli yaşlara kadar düşmüş, her köşe başında kimseden çekinmeden her haltı yiyen gençlere rastlamak mümkün. Sabahın erken saatlerinde yürüyüş yaparken karşılaştığım manzara karşısında güvenliğin iki gence müdahale sonrası “Abla biliyor musun bunların ikisi de kız” demesi hem beni hem de güvenlik mensubu kardeşi hayretler içerinde bırakmasını unutamıyorum.
Z Kuşağı diye diye gençleri sanal dünyanın içerisine hapseden, onları allayıp pullayan, şişirende yine bizleriz. Dünyadan bir haber yaşayan, tüm dünyası beğenilmek, sosyalleşmeyi instagramda like (beğeni) sayısı sanan bir toplum yetişiyor.
Sosyal Medyada gençlere mikrofon uzatılıyor ve abdest nasıl alınır? diye soruluyor. Gençlerin çoğu abdest almayı bilmediği gibi abdestin ne olduğunu da bilmiyor. Gördüklerim karşısında dilim lal oluyor, boğazıma bir yumru tıkanıyor, gözlerime yaşlar doluyor, ellerimi açıp;
“Yarabbi geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımızı ve bizleri edep ve hayadan ayırma. Ruhumuzu edep ile bezeyip, ahlakımızı haya ile koruyan kullarından eyle.” Diyorum.
Selam ve dua ile
Aynur YAVUZ

Tebrik ediyorum Aynur ablam kaleminize yüreğinize sağlık. Çok güzel ifade ettiniz . Rabbim tesirini halketsin . Kalemin gücü kılıç kadar önemlidir . Allah vatanımızı neslimizi korusun . Çalışmalarınız daim olsun
Gezdim Halep ile Şam’ı, eyledim ilmi talep, meğer ilim bir hiç imiş illa edep illa edep.
Yunus Emre
Ne Şam kaldı , ne Halep
Çatladı ar damarları kalmadı haya, edep
Zillete düştü müslümanlar,
Yuvalarımızı içerken yıktılar,
Çok geç degil, hadi kalk elinden tut , birlik ol.
Bin uyuyana, bir uyanık yeter.
Ablacım yazından sonra ananemin sözü aklıma geldi bende bu satırları yazdım .☺️
“Bir insanın AR damarı çatlarsa artık o kişi utanmaz derdi . ”
Eline kalemine kuvvet
Rabbim cümlemizi ve neslimizi ahlâklı ,edepli, imanla, Rabbimin rızasına uygun yaşamayı nasip etsin
Amin
•Edep olmadıkça asaletin
•Güven olmadıkça sevginin
•Adalet olmadıkça yönetimin
•Cömertlik olmadıkça zenginliğin
•Alçak gönüllü olmadıkça mâkamın
Bir faydası olmayacaktır.
Hz.Ömer
Aynur ablacım Müslüman ümitsizliğe düşmez
Lakin Gelinen noktadan ötesini düşünemiyorum ne olduk bu gidiş nereye Ahlakın olmadığı bir toplum tarihte azabın en şiddetlisi ile cezalandırıldı yarabbi bizi bize bırakma ebeveynler tepkisiz gençler edepsiz aklımızdan geçirmeye korktuklarımizi gözümüzün önünde yaşıyoruz işlenen bunca hayasızlıktan dolayı senden af diliyoruz Rabbım bizi affet bizi kurtuluşa erdir Amin
Agziniza saglik hocam.Duygularimiza tercüman oluyonuz cok tesekur ederim.Allah razi olsun
Ağzınıza sağlık ne güzel yazmışsınız.
Ağzına yüreğine kalemine sağlık Aynur hanımcığım
Allah razı olsun Aynur Hanım .
Bir islam ulkesinde yasanan bu olaylar içimizi yakıp, gölümüzü üzüntüden harab ediyor. İmanı zayıf, gaflet içinde ve fütursuzca hayat sermayesini harcayan bir neslin geldiğini görüyoruz. Ahlaki değerleri öncelikle aile içinde almaları gereken yavrularımız anne ve eş sorumluluğunu bir kenara koyarak çalışma hayatına atılan annelerinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak kurbanı oluyorlar. Anne cocuguyla ilgilenmezse başka kim onun kadar sabırla sevgi ve şefkat göstererek ilgilenir? Bizler dışarılara taşarak ozgurlestigimize inandirildik. Halbuki nır kadının konforu evli olmasında ve ailesiyle ilgilenmesindedir. Onun dışındaki bütün yaşantılar bu sorumluluğa ilaveten daha büyük külfet getirir. Daima anne olan kadının sorumluluk ve önceliğinin ailesi ve çocukları olduğunu düşündüm. Aile toplumun en küçük yapısıysa anne de onun temel diregidir. Anne gidince herşey gider.
Yine de ümitsiz değiliz, yaşanan talihsiz durumları n karşısında bizler de eksiklerimizin üstüne gitmeliyiz. Özellikle aile mefhumunu ve anneliği eski ulvî mertebesine getirmeye mâtuf çalısmalar yapmalıyız…
Bu manada sizi güzel yazılarınızdan ötürü takdir ve tebrik ediyorum,
Allah razı olsun Aynur Hanım .
Bir islam ülkesinde yasanan bu olaylar içimizi yakıp, gölümüzü üzüntüden harab ediyor. İmanı zayıf, gaflet içinde ve fütursuzca hayat sermayesini harcayan bir neslin geldiğini görüyoruz. Ahlaki değerleri öncelikle aile içinde almaları gereken yavrularımız anne ve eş sorumluluğunu bir kenara koyarak çalışma hayatına atılan annelerinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak kurbanı oluyorlar. Anne cocuğuyla ilgilenmezse başka kim onun kadar sabırla sevgi ve şefkat göstererek ilgilenir? Bizler dışarılara taşarak özgürlestiğimize inandırıldık. Halbuki bir kadının konforu evli olmasında ve ailesi ve cocuğu ile ilgilenmesindedir.
Onun dışındaki bütün yaşantılar bu sorumluluğa ilaveten daha büyük külfet getirir. Anne olan kadının sorumluluk ve önceliğinin daima ailesi ve çocukları olduğunu düşündüm. Aile toplumun en küçük yapısıysa anne de onun temel diregidir. Anne gidince herşey gider.
Yine de ümitsiz değiliz, yaşanan talihsiz durumları n karşısında bizler de eksiklerimizin üstüne gitmeliyiz. Özellikle aile mefhumunu ve anneliği eski ulvî mertebesine getirmeye mâtuf çalısmalar yapmalıyız…
Bu vesileyle sizi toplumun yaralarına parmak basan ,düşünmeye sevk eden yazılarınızdan ötürü takdir ve tebrik ediyorum,
Kalemine o güzel yüreğine sağlık.ablam inan kaç zamndır bunları düşünmekten çok kötüyüm. Nereye gidiyor insanlık müslümanlık. Sizin gibiler ancak kalemiyle uyanışa getirir milleti. Tutturmuşlar z kuşağı diye nerde ummeti muhammed. Allahın lanetledigi lut kavmine özenmiş millet. Sizin gibi kalemi kuvvetli değerli hocalarım bi nebzede olsa doğruları yazıp düşünmeye sevk ediyor bizi. Allah bizi islama bağışlasın. Kaleminizi her daim kuvvetli kılsın değerli ablacım.
Öncelikli Allah razı olsun Aynur Hanım,toplumumuzun gidişatına bir yön verilmesi noktasına değinmeniz ,boşluğa düşmüş insanlara rabbim hidayet versin ve bizlerede sabır ihsan etsin ,kafamızı kaldırıp ne sokağa çıkamayacak ne de sosyal medya vs. bakamayacak haldeyiz bir an önce ahlakımız üzerine eğitimler verilmeli gençlerimize saygılarımla…