Müslüman yaşadığı sürece imtihan halindedir. Her devrin imtihanı farklıdır. Günümüz Müslümanlarının ortak imtihan yeri de Filistin ve Gazze’dir.
Filistin’de yine yangın var, Gazze yanıyor, ağır silahlarla taranan ve atılan beyaz fosfor bombaları ile öldürülen bebek, kadın, çocuk, yaşlı hatta nefes alan her canlı ayrımı olmadan kurşunlara ve bombalara hedef olmaya devam ediyor.
Dünya üzerinde yaşayanların çoğu sanki sağır, sanki kör, sanki dilsiz. İsrail’in yaptığı bu vahşeti sadece izliyor. En çok içimizi yakanda çoğu Müslüman devletlerin bu vahşete sessiz kalması.
İsrail’in asıl amacı Kudüs’ün tamamına egemen olmak ve ebedi başkent olarak Birleşik Kudüs’ü meşrulaştırmak. Katil Siyonistlerin hedefi bununla da sınırlı değil, adım adım “Vadedilmiş topraklarda büyük İsrail devletini kurmak”
İsrailoğullarını lanetlenmiş bir kavimdir. Kuran da çok sayıda ayette ifade edilir. Rabbimiz Bakara suresi / 2;83 de İsrailoğullarına diyor ki;
Ve bir zaman. (Ey) İsrailoğulları, (sizden) şu (konularda) kesin taahhüt almıştık; “Allahtan başkasına kulluk etmeyeceksiniz akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız. Bütün insanlarla güzellikle konuşacaksınız. Namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karşılıksız yardımda bulunacaksınız. Ama birkaçınız dışında bu sözünüzden döndünüz; Zaten siz inatçı, isyankâr bir topluluksunuz.
1947 yılında Birleşmiş Milletlerin Filistin’i bölme planı ve daha geniş Arap İsrail çatışmasının başlangıcı olan 1947-1949 yılları arasında Filistin İsrail savaşı körüklendi. 1967 yılında altı gün savaşında, İsrail Filistin topraklarını işgal etmeye başladı. O gün bu gündür Filistin’de İsrail’in zulmü artarak devam ediyor.
İsrail, kendilerine tabi olmayan Filistinlileri yıllardır zorla evlerinden çıkararak kendilerinin belirledikleri yerleşim yerlerine sürüyor adeta yarı açık cezaevi gibi yaşamalarını istiyor. Mallarını gasp ederek, bahçelerinde yetiştirdikleri limon zeytin ağaçlarını keyfi uygulamalarla keserek, sudan bahanelerle evlerine saldırıyor kepçelerle evlerini başlarına yıkıyor. Yaşadıkları bölgelerin girişlerine turnikeler koyarak giriş çıkışlarda aramaya tabi tutuyor.
Bu zulme daha fazla dayanamayan Filistin Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el- Kassam Tugaylarının 7 Ekim sabahı “Aksa Tufanı “adıyla kapsamlı saldırı başlatmasının ardından Filistinli guruplar ile İsrail arasındaki çatışmalar 42. gününde. İsrail acımasızca sivil halkı katlediyor. Tankları, topları, havadan attıkları beyaz fosfor bombaları ile acımasızca nefes alan her canlıyı vuruyor vuruyor.
Merhametsiz vicdan yoksulu katiller, evleri yıkılan hastanelere sığınan çocuk, kadın, bebek, yaşlı genç demeden hastaneleri, hasta nakil araçları ambulansları vuruyor. Kıyamet kopuyor Gazze’de. Yavrularını toprağa veren anaların babaların ahı arşı deliyor. Bombaların öldüremediği yerde, elektrik olmadığı için hizmet veremeyen hastanelerde yoğun bakımda yatan hastalar yeni doğmuş bebekler, kanser hastaları yaralılar çırpına çırpına can veriyor.
Gözü dönmüş Siyonist Yahudi katiller soykırım uyguluyor Filistin’de Gazze’de. Kendilerince Vadedilmiş topraklara çöreklenip asıl sahiplerini dünya kamuoyunun gözleri önünce vahşice katlediyor soykırım uyguluyor. Kendileri gibi kana susamış vampirleri arkalarına alıp çocuk genç yaşlı genç demeden nefes alan her canlıyı öldürüyorlar.
Filistin imtihan olmuyor değerli dostlar. Asıl imtihan olan bu zulme sessiz kalan biz Müslümanlarız. Dünya üzerinde 3 milyon Yahudi, 8 milyon Müslümana kafa tutuyor peki nereden alıyor bu cesareti?
ABD’den mi? İngiltere’den mi? Almanya’dan, İsviçre’den, Fransa’dan, İtalya’dan mı?
Elbette hayır. Sessiz kalan üç maymunu oynayan, kendilerine Müslüman sıfatı yakıştıran 8 milyon Arap ülkelerinden ve bazı Türki devletlerden
Nasıl mı?
Masum halk Gazze’de, katledilirken; Beyanatları kınamadan öteye gitmeyen, rahat döşeklerinde derin huzurlu uyku çekip, enkaz altında, açıkta soğukta, yağmurun altında kalan bebekleri, çocukları, yaşlıları düşünmeyen, içecek temiz su bulamayıp kanalizasyonun suyunu içen çocuklarına içiren ana babaları görmezden gelerek fildişi tabaklarında yemeklerini yiyen, altın klozetlerinde hacetlerini gideren sözde Müslümanların yüzünden.
Katil Siyonistlerin ürünlerini boykot etmek yerine indirime girdi diyerek kuyruğa giren bilinçsiz halkın yüzünden.
Müslüman halktan gelecek eleştirilere aldırmadan katillere desteğini açıklayan Yahudi sermayesi Starbucks’ın önünde, kahvesini içen ve tesettürlü, sakallı Müslümanları görünce elindeki bardağı maharetmiş gibi havaya kaldırarak zafer işareti yapan Müslüman kisveli zavallılar yüzünden.
Gazze’de yaşanan vahşete dikkat çekmek, hanım kardeşlerimize destek olmak; “Yanınızdayız, acınız acımızdır” demek için düzenlenen oturma eylemlerine hanımların gitmesine müsaade etmeyen kocalar, Şeyhler yüzünden.
Hâlbuki bir bilseler, Filistin’de Gazze’de, Mescid-i Aksa’da Siyonistlere hiç korkmadan diklenen anneleri, kadınları, bacıları görseler….
İsrail askerlerinin 16 yaşındaki lise öğrencisi Filistinli Semah Mübarek’i peçeli ve sırt çantalı olduğu için sokak ortasında vurarak öldürürken Semahın o vakurunu dik duruşunu hiç bozmadan şehadete yürüdüğünü görselerdi yüzleri kızarırdı utançlarından.
Yarabbi o nasıl bir iman, az sonra öleceğini bilerek gülerek şehadete yürümek.
Küçücük çocuğun bombalardan son nefesini verirken “anne” diye ağlamak yerine “Allah “diyerek cennet kuşu olması nasıl bir tevekkül. Bizde bunca rahatlığın içerisinde bunlarla aynı cennete talip oluyoruz.
Evet Filistin Ümmetin imtihanı olmaya devam ediyor.
Siyonistler Tarihin sayfalarına kara bir leke olarak düştüler. Onlar Filistin’i yok etmeyi başaramadılar, Lakin Filistin halkı binlerce can kaybına, zorluğa, açlığa, susuzluğa rağmen dünyaya iman dersi vermeye devam ediyor.
Liderler sessiz kalsalar ’da halklar ayaklanıp her yerden Filistin’e destek ve dualar yağıyor. Dünyanın birçok ülkesinde bu imana şahit olan yabancılar İslam’la şerefleniyor.
Ve Filistin halkı dünyaya sesleniyor;
Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük, biz aydınlık günler için sadece yaprak döktük.
Selam ve dua ile
Aynur Yavuz

Üzülmek , ağlamak dua etmek yaptığımız tek şey.!
Zalimler zülmüne devam ettikçe arşı ala titriyor. Beş bin sabının hakkını , ümmeti Muhammed çocuk katillerine sormaz ise..
Vah Alemi İslama..
Kalemine , gönlüne sağlık Aynur bacım,
Rabbim hak davada elini taşın altına koyan herkesten razı olsun,, okunan Fetih sureleri hürmetine Gazze’ye Filistin’e zafer nasip eylesin.. Amınn
Yine duygularımıza tercüman olmuşsun Aynur abla… İçimiz acıyor yüregimiz kanıyor.. Rabbim zalimlerin sonunu tez zamanda görmeyi nasip eylesin inşallah…
Çok dokunaklı bir yazı. Kaleminize sağlık.