Kalabalık ortamlarda bir köşeye çekilip insanları izlemeyi seviyorum. Katıldığım “Yenikapı Amasya Tanıtım günleri” bunun için bulunmaz fırsattı.
Masada kitap dostlarını beklerken kalabalığı izlemek, insanları tahlil etmek o kadar güzel ki. Allah her insanı ayrı bir fıtrat da yaratmış.
Herkesin kendine ait birtakım farklı insani özellikleri, alışkanlıkları var.
Kalabalık ortamlarda bu farklı özellikleri bulunan insanlara sıkça rastlamak mümkün.
Ellerinde bez çantalar ile akşama kadar gezip stantlardan su, meyve suyu, kalem, defter hatta poşetleri müsaade bile istemeden el çabukluğu ile çantalarına dolduran, dağıtılan ikramları almak için defalarca sıraya giren yaşları 65 üzeri olan kadın ve erkekleri şaşkınlıkla ve hayretler içerisinde izliyorum. İşte bunlar eşantiyon toplayıcıları.
Sohbet etme imkânı bulduğum bayanlardan birkaçı, stant da görevli kişilerin kendilerine kaba davrandıklarını belirterek “Evde sıkılıyoruz bizde buralarda vakit geçiriyoruz ne var ki bunda” diyerek kendilerini savunuyorlar.
Vakit çok kıymetli hele ki yaşlılıkta. Kıymetli bu zamanı buralarda boşa geçirmek yerine daha güzel değerlendirmek lazım diyorum. Her stanttan bedava bir şeyler istemeleri ve bunu tekrarlayarak yapmaları, azar işitmeleri içimi acıtıyor.
Bazıları hemen savunmaya geçiyor. “Biz yaşlandık elimizden başka bir şey gelmiyor”
Ama ayakları hiç öyle demiyor. O kadar çok turluyorlar ki! onlar yürüdükçe ben yoruluyorum.
Masaya yaklaşan yaşı oldukça geçkin bir beyefendi torbasını koltuğunun altına yerleştirip, eline “Yası Tutulamayan hayatlar” romanımı alıp soruyor;
“Aaa bu kitabı gerçekten siz mi yazdınız? Öğrenim durumunuz nedir? Edebiyat fakültesinden mi mezunsunuz?”
Hayır diyorum lise mezunuyum hatta liseyi de dışardan bitirdim deyince afallıyor.
“Olamaz” diyor. “Edebiyat fakültesinden mezun olmayan kitap yazamaz.”
Beyefendinin kendinden emin konuşması beni sadece gülümsetiyor.
“Böyle bir kural mı var?” diye soruyorum kendisine.
Cevabı daha da ilginç.
“Ben yıllarca üniversitelerde çalıştım biliyorum” diyor.
Aslında tahsil, üniversite işin bahanesi açıkça, sen ev hanımı ve başörtülüsün yaşın birazda ilerlemiş kitap yazamazsın diyecek ama kibarlığından diyemiyor, kıvırıp duruyor.
Sohbet belli ki uzayacak, abiyi de kırmadan sohbeti kısa tutmaya niyetlenip;
“Kitabı alın okuyun, okuduktan sonra düşüncenizi benimle paylaşırsınız” diyorum.
Bu tarz bir cevap hoşuna gitmemiş olacak ki ağzında bir şeyler geveleyerek masadan uzaklaşıyor.
Dedim ya yurdum insanı çeşit çeşit…..
Yaşı bir hayli ilerlemiş bir beyefendi daha selam verip yaklaşıyor masaya. Eline kitabı alıyor konusunu soruyor anlatıyorum .
“Ekonomiyi yazman lazımdı” diyor başlıyor kendince ekonomi dersi vermeye ve içini boşaltmaya. Amerika’dan giriyor sözü hükümete getirip verip veriştiriyor.
Bu arada elinde tuttuğu ağzına kadar dolu torbasını arada bir yere bırakıyor dinlenip tekrar eline alıyor.
İçimden ne çok şey söylemek geçiyor. Dua edin burada ev sahibi konumundayım diye düşünerek dinliyorum karşımda hiç susmadan konuşan yaşça büyük beyefendiyi.
“Çok değerli abimiz donanımlı bilgili aydın olduğunu ispat etmek için habire üst perdeden sallıyorsun da şu elinde tuttuğun ve akşama kadar defalarca turlayarak her stanttan topladıklarınla kendinle tezat oluşturup çelişiyorsun zaten diyeceğim diyemiyorum.
Beyefendiye konuyu değiştirmek için nereden geldiğini soruyorum.
“Üsküdar’dan geliyorum” diye cevap veriyor.
Acaba Belediye ulaşımı 65 yaş üzerine ücretsiz yapmasaydı yine de buraya gelebilir miydi? diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Kendisine “Üsküdar’dan Yenikapı’ya gelebilmek için ne kadar akbil bastınız zira ulaşımda zamlandı” diye sorduğumda “Ben 65 yaş üzeri ücretsiz kart kullanıyorum” diyerek tahminimde yanılmadığımı gösteriyor.
Hz Mevlana’nın sözleri dolanıyor dilime; “Sabır öyle bir iptir ki, Sen kopacak sanırsın o gittikçe güçlenir. Sen bitecek sanırsın, o gittikçe çoğalır.”
Sabret diyerek kendime telkinde bulunurken abide içini boşaltmanın rahatlığı ile masadan ayrılıyor.
Biz hep mi böyleydik?
Sonradan mı böyle olduk!
Kafamda cevabını bulamadığım sorularla Amasya Tanıtım günlerinin üçüncü gününü de noktalıyorum.
Amasya Tanıtım günlerinde güzel şeylerde oldu elbette. Memleket sevdalıları buluştu Yenikapı da.
Yıllardır görüşemediğimiz hemşerilerimizle doyasıya sohbet edip memleket hasreti giderdik.
Birlik beraberlik mesajları verildi.
Tüm ilçeler Amasyalı idi Yenikapı da.
Organizasyon güzeldi. Seneye inşallah daha da güzel olacak.
Emeği geçen AYDEF (Amasya İli Dernekler Federasyonu) ve GÜMYAD (Gümüşhaçıköy İlçe ve Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) Başkanımız Av.Sadiye Çelik hanıma, Başkan yardımcısı Ali Turgut beye bu güzel organizasyonda bizleri bir araya getirdiği için çok teşekkür ederiz.
Selam ve Dua ile
Aynur YAVUZ.
04.07.2022



Çok güzel özetlemissiniz efendim.Bende şöyle bi anımizi aktarayim.Ailemden bi bayana mevlitte kur ani kerim okurmusun diyolar evet okurum diyor.Sonra mevlit günu okuma devam ederken diyanette gorevli hoca hanim geliyor.Ev sahibi diyorki sen birak kızım hoca geldi hemde kadrolu kadrolu.hoca hanimda cok guzel okuyor devam etsin diyor ama kadrolu hocanin okumasi isteniyorlar.Yazar olmak icin edebiyat fakultesi istenmesi gibi bisey
Aynur hanımcım ben de insanların boş boş dolaşıp standlarda ne var neyi tanıtıyorlar diye bakmadan eşantiyon alabilirmiyim diye bakmalarına çok üzülüyorum. Yurt dışında restoran fuarina katılma fırsatımız oldu esimle birlikte yiyecek içecek dolu insanlar sadece ilgilendiği standin önünde durup bilgi alıyor .çok güzel anlatmışsın fuar tanıtım günlerini
Çok önemli tesbitler, yüreğinize kaleminize sağlık ablacım. Abla diyorum zira hemsehrimsiniz. Gelmeyi ve yuzyuze sohbet etmeyi çok isterim. Belki bir gün inşaallah duasıyla. Selametle Allaha emanet olun toprağım:)
Harika bir yazı okumayla adam olunmuyor önemli olan insanın kendini yetistirmesi benim gözümde harika bir yazarsin üniversite
bitirmeye gerek olmadanda başarıyı yakalayabiliyor insan senin gibi ellerine sağlık Aynur hanimcigim
Ne güzel ifade etmişsin gözlemlerini, her zamanki gibi.
Sen yazmak için programlanmış bir genetiğe sahipsin, unutma