Bir Kedi yavrusundan Gazze’ye uzanan çığlık…!
İnsanoğlu tuhaf bir varlıktır. Çoğu zaman yanlış yaptığını bile bile, önce kendi
Vicdanını susturacak bir bahane arar.
Bulur da…
Merhamet etmek, vicdanı dinlemek çaba ister gayret ister nefis muhasebesi ister ama kötülük etmek ufacık bir bahaneye bakar.
Oysa insanı insan yapan kalbinde taşıdığı Vicdan ve merhamettir.
Bunlar kayboldu mu, geriye sadece acımasız bir beden kalır.
Bugün etrafımıza baktığımızda ne yazık ki her geçen gün vicdanı ölen insanların çoğaldığına şahit oluyoruz.
“İnsanlarda artık ne vicdan kaldı ne merhamet” sözünü boşuna söylemiyoruz.
Daha iki gün önce apartmanımızın bahçesinde yaşanan olay bunun en acı örneğiydi. Yavrulayan sokak kedisinin dört minik yavrusu katledildi. Anne kedi günlerdir çaresizce miyavlıyor, yavrularını arıyor. Annenin feryadı kulaklarımıza kazınıyor, ama asıl yüreğimizi delen şey, bu vahşeti yapanlarında insan olmaları, ya da kendilerini insan addetmeleri.
Merhametsizlik, vicdansızlık sadece sokakta karşımıza çıkmıyor. Bu yapılan vahşetler hayvanlarla da sınırlı değil. Dünyanın birçok yerinde de aynı acı tabloya şahit oluyoruz.
Bugün Gazze’de, nice anne evladının cansız bedenini kucağına alıyor, nice çocuk gözleri önünde ailesini kaybediyor.
Bir zamanlar umutla bakan gözler şimdi korkuyla karanlığa bakıyor.
Dünyanın gözü önünde işlenen bu zulüm karşısında vicdan susuyorsa, insanlık da susmuş demektir.
Bir kedinin yavrusu için, bir annenin çocuğu için yeri göğü inleten feryadı vicdanı ölmüş zalimlerin zulmünden kaynaklanıyor.
Allah, kâinatı kusursuz bir dengeyle yarattı. Her canlıya yaşaması için bir alan, bir rol, bir görev verdi.
Köpek kediye, kedi fareye, fare böceğe düşman olabilir.
Ama İnsanoğlu!…
O, hepsine birden düşman olmayı seçti.
Kendi nefsine yenildiğinde sadece hayvanlara değil, insana hatta kendi geleceğine de zarar veriyor.
Vicdanın sesini susturan bir dünya, sessizliğin içinde yok olmaya mahkûmdur. Bugün bir kedi yavrusunun, yarın bir masum çocuğun feryadına kulak tıkayanlar, aslında kendi insanlıklarını susturuyorlar.
Oysa bizler, merhametle yaşadığımızda güçleniyoruz. Bir kediye su uzatmak, bir çocuğun başını okşamak, bir mazluma sahip çıkmak, bir yaşlıya hürmet etmek, bir insana tebessüm etmek bile, dünyayı değiştirecek bir tohum ekmek demektir.
Vicdanını dinleyen tek bir yürek, karanlığın ortasında bir ışık yakabilir, geleceğe dair bir umut olabilir.
Belki de insanlığın en büyük sınavı, kalbinden gelen o vicdanının sesini duyabilmektir.
Kalp ölmemiş vicdan sönmemiş ise Vicdanında ki ses ona doğruyu gösterecektir.
Doğan Cüceloğlu ne güzel söylemiş.
“Mükemmel değil, merhametli Çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar.
Selam ve Dua ile
Aynur Yavuz

Değerli hocam “vicdan öldüğünde insanlık da ölür “yazın çok manidar Rabbim cümlemizi merhametli olanlardan eylesin.
Her zamanki gibi yine harika bir yazı olmuş ellerine sağlık daha nice başarılara imza atarsın Aynur hanimcigim
Allah o kedi yavrularını öldüren vicdansız zalim İsrailli yüreklere Pardon İtrail diyecektim, Rabbim merhamet şefkat versin kalplerine ölmeden önce tövbe etmeyi nasip etsin. Yoksa öbür alem çok çetin