Uzun zamandır köşe yazısı yazmadığımı fark etmişsinizdir dostlar.
Sebebi yoğunluğum ya da yeni hikâyem için yaptığım çalışmalar gibi görünse de asıl neden yazacak güzel bir şey bulamamamdan kaynaklanıyor.
Gazze’ye bakıyorum… Katil İsrail zulmüne hız kesmeden devam ediyor.
Nefes alan her canlıyı öldürüyor.
Tam ateşkes sağlandı, ölümler durdu, kapılar açıldı, insani yardımlar Gazze’ye ulaştı diye sevinirken; Ramazan ayında ateşkesi ihlal edip Gazze halkını bombalayarak şehit ettiler. Üstelik etmeye de devam ediyorlar.
Ramazan’ın son günlerinde İstanbul’da yaşanan olaylar da içimizi yaktı. Polise mukavemet, Şehzade Camii’nde teravih namazı kılanları davul-zurna ile sabote girişimleri ağzımızın tadını kaçırmaya yetti.
Ardından gündeme düşen mide bulandırıcı kaynana- damat ilişkisi sosyal medyayı ve basını günlerce meşgul etti.
Bu nasıl bir rezalettir ki; 47 yaşındaki kadın, 21 yaşındaki damat adayıyla birlikte oluyor ve bu ilişkiden hamile kalıyor…
Sabah kuşağı programlarında bu çirkinlik aylarca gözler önünde sergilendi. Binlerce kadın ve genç ekran başında bu “iğrençliği” izledi.
Bu tarz programların ivedilikte yayından kaldırılması gerektiğini yıllardır söylüyoruz yazıyoruz.
Neden mi izlenmemeli bu yayınlar?
Çünkü, toplumun temel taşı olan aile yapısına ciddi zararlar veriyorlar. Toplumsal değerlerimiz konusunda daha duyarlı olmak, gençlerimizi ve çocuklarımızı ahlaki çöküntülerden korumak zorundayız.
Bir toplumda ahlak zarar görüyorsa, o toplum çöküşe sürüklenir.
Ahlak sağlam olmadıkça toplumsal düzen kurulamaz.
Çünkü ahlaki değerler, insanı insan yapan değerlerdir.
24 ocakta Kadıköy’de tarihi Salı pazarında bıçaklı saldırıya uğrayarak öldürülen Mattia Ahmet Minguzzi de gösteriyor ki; Vandallık yaşı artık 15’e kadar düştü. Eskiden çocuklar kendi aralarında kavga eder, araya giren büyükler ya da arkadaşları onları ayırır, barıştırırdı.
Şimdilerde ise kavga demek; bıçak demek, silah demek ölüm demek…
Sonuç mu? Ölen toprağa, öldüren cezaevine…
Her iki tarafında da anaları babaları kahroluyor.
Yıllar önce akran zorbalığı yüzünden pompalı tüfekle öldürülen MERT’i de anmadan geçemem.
Lisanslı futbolcuydu, amatör kümede oynuyordu.
“Sözlü sataşma” diye geçiştirilen olayın ardından, 15 yaşındaki bir çocuk internetten pompalı tüfek sipariş edip, Mert’i sokak ortasında vurdu.
Yıllar geçti…Mert’in annesi hala toparlanamadı. Evlat acısı bu mahşere kadar devam eder.
Haber izlemiyorum artık…
Çünkü haberlerde sadece kavga, cinayet, işkence var.
Kızını boğan anne, eski karsını öldüren koca, miras kavgası yüzünden yengesini yeğenlerini katleden amca.
Bunlar sadece birkaç örnek.
Hayvanlara yapılan işkenceler, toplu ölümler…
İzlerken yüreğim daralıyor, kalbim sıkışıyor.
Özellikle gençler arasında yaygınlaşan sosyal medya kullanımı, izlenilen diziler, filmler, tüketim çılgınlığını körükleyen reklamlar, bilgisayar oyunları, moda adı altında dayatılan çıplaklık…
Tüm bunlar ahlaki yozlaşmada büyük rol oynuyor.
Ve bu yozlaşma sadece gençleri değil, yediden yetmişe herkesi etkiliyor.
Rahmetli Cem Karaca’nın dediği gibi:
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.
Savaşların olmadığı, hiçbir canlının ölmediği, kavganın yerine dostluğun, kin yerine sevginin hâkim olduğu…
Taş yerine gül atılan,
İnsanlığa umut veren haberlerle dolu güzel günlerde buluşmak dileğiyle…
Selam Dua ile
Aynur YAVUZ

Yüreğine kalemine sağlık, tüm temennimiz boyle
Kalemine yüreğine sağlık